Göztepe mi iyiydi, Denizli mi kötü?

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Göztepe mi iyiydi, Denizli mi kötü?

Öncelikle şunu belirtelim. Göztepe'yi 45 yıl sonra ilk haftanın liderlik koltuğunda görmek ve ardından gelen Malatya puanı azımsanmayacak, aksine kutlanacak bir başarı. 


Ne var ki, Ege Derbisi'nde alınan sonuç ve ortaya konan futbol Göztepe adına beklentileri de yükseltti. Malatya puanı başarı olarak algılansa da, taraftarın eski gücünde olmayan rakip karşısında daha coşkulu bir futbol beklediği ve galibiyetten beraberliği dönüşen sonucun tatminkar olmadığı da bir gerçek.


İlk maça dönerek, aklımıza şu soru düştü ister istemez:
"Göztepe mi çok iyiydi, yoksa Denizlispor mu çok kötüydü?"

Resim

Yeşil siyahlı camiayı sarsan, Göztepe'deki transfer hoşnutsuzluğunu silen, spesifik sonuç ve harika futbolun ardından bu sorunun yanıtının, reel değerlendirmeler ışığında doğru yanıtlanması önemli. Neden mi? Göztepe'nin gelecek günleri daha rahat bir şekilde geçirmesi bir önceki sezon yaşanan son 90 dakika kabusunun tekrar görülmemesi ve önlemlerin erken alınması içcin.

Sarı kırmızılı ekip teker teker veda edenlerin ardından, "Ne oluyoruz?" paniği ile sarsıldı. Andre Castro, Kamil Wilczek, Wallace Reis, Beto, Borges, Serdar, Jerome, Deniz Kadah, Göktuğ Bakırbaş gibi isimlerin arasında "Gitse de kurtulsak" denenlerin yanısıra "büyük kayıp" olarak nitelenenler de vardı. 
Yönetim transferin ilk günlerini "kulüp satılacak mı?" soruları arasında endeşe veren bir sessizlik ve zaman zaman da taraftarın "böyle giderse düşeriz" serzenişleri arasında hiç de umut verici geçirmedi.
Şu an gelinen noktada  ortada 9 transfer var. Ama ilk iki 90 dakikaya bakıldığında takımı sırtlayanlar yine eskiler. Brown bu isimler arasında biraz ön plana çıksa da, transferler Göztepe'de Jahoviç ya da Demba Ba'nın, hatta ilk günlerinde  Jerome'un yarattığı etkiyi yaratacak bir görünüm sergilemiyor. Bazıları yeni yeni takıma adapte olacak. Ama ligde iki hafta geride kaldı bile. 


Her zaman şunu merak etmişimdir;  Neden binlerce dolar alınarak transfer edilen futbolcunun takıma bir uyum süreci beklenir? Hadi psikolojik olarak yabancı bir ortam diyelim. Ama fizik olarak neden handikap yaşanır? Neden bu transferler önceden planlanmaz da sezon başı güçlendirme kampları pas geçilir? Doğrusu yıllardır çözebilmiş değilim.
Geriye dönersek; Göztepe Denizli karşısında müthiş bir baskı arzusu, bezdiren bir pres ve ikili mücadelelerde mutlak hakimiyetle henüz hazır olmayan rakibini boğarken, tarihi bir fark da yakalayabilirdi. Bu tarnfser karamsarlığına karşın harika görünümlü Göztepe'nin, eski gücünde olmayan, Malatyaspor'a da aynı tarifeyi uygulamasını bekledik, üstelik de henüz 19. dakikada harika bir gol bulmuşken... Ne var ki arkası gelmedi. Üstelik zor durumlara da düşüldü.
Golde topun kazanılmasında müthiş bir mücadele sergileyen Alpaslan'ın, ardından nefis ara pasını aktaran Soner'in ve ilk maçtaki gibi hızla boş alana deplase olarak fırsatçılığını konuşturan Halil'in katkısı ortak. 

Resim


Yalçın umut beslediğimiz bir isim ama artık genç oyuncu kimliğinden sıyrılması gerek. Mossoro da belki yaşının da etkisiyle zaman zaman "657'ye bağlıyor" Göztepe orta alandaki çalışkanlığını yitirince pozisyon üretmekte işler zorlaşıyor. Geçen sezon da Berkan'ın kanat bindirmeleri ve hitamında gelen güzel ortalar çözüm olmuştu. İlk maçı hariç tutarsak, Göz Göz leblebi gibi gol atan bir takım değil. Özellikle deplasmanlarda işi biraz daha güçleşiyor.
Üstüne üstlük orta alandaki baskın görüntü kaybolunca takım bir hayli fazla pozisyon yiyiyor. Bu takımın fizik kondisyonunu alıp götürdüğü gibi, psikolojik olarak gerginlik yaratıp, hata yapılmasına yol açıyor. 


Burada bıçak sırtı bir durum var. Takım orta alanda doğru görüntü içinde olursa, Denizli karşısında olduğu gibi elindeki silahları da kullanıp bir "terminatör" e dönüşebiliyor. Ya da Malatya deplasmanında olduğu gibi, "maçın başı" diyebileceğimiz bir zaman diliminde öne geçmesine karşın, neredeyse farklı mağlup olabilecek bir çaresizliğe de düşebiliyor.
Genç kaleci İrfan Can kuşkusuz yetenekli bir isim. Fakat, "Göktuğ'u Ümraniye'ye göndermeye değer miydi?" orası tartışılır. Megyeri'yi bekleyeceğiz. 


Tripic harika bir gol attıktan sonra ikinci maçta silik bir görüntü ortaya koydu. Göztepe hala bir Jahoviç, ya da Demba Ba'yı yakalamış değil. Son bölümde oyuna giren N'Diaye'yi de bekleyeceğiz. 


Yeni transferlerin kadroya girip uyum sağlaması geçen yıldan daha derli toplu bulduğumuz Göztepe'yi bambaşka bir görünüme sokabilir. Aksi takdirde, aynı sorunun yanıtını aramak zorunda kalırız. Üstelik de geç olmadan yanıtını bulmak kaydıyla;
"Göztepe mi iyiydi, Denizli mi kötü?"


  • 0
    SEVDİM
  • 3
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Başkan Çalkaya Gazileri evlerinde ziyaret ettiÖnceki Haber

Başkan Çalkaya Gazileri evlerinde ziyare...

MHP Menemen'de başkan Bölük güven tazelediSonraki Haber

MHP Menemen'de başkan Bölük güven tazele...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar