Son Mühür - Ayşegül Koç / İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper, Son Mühür TV’de yayınlanan Sıcak Bakış programında Ayşegül Koç’un sorularını yanıtladı. Akademik kadro alımlarında titizlikle hareket ettiklerini vurgulayan Tunçsiper; “Şu anda üniversitenin kadrosunun yüzde 70 kadın. Biz 208 üniversite arasında bu yönümüzle de Türkiye'de birinci olduk. Bundan da gurur duyarız” dedi. 

“2 ay içerisinde dört bölüm kurdum”

Prof. Dr. Tunçsiper, yaklaşık sekiz yıldır kurucu rektör olarak görev yaptığını belirterek, üniversitenin kuruluş sürecine dair bilgiler paylaştı. Tunçsiper; “Yaklaşık 8 yıldır İzmir Demokrasi Üniversitesi’nin kurucu rektörü olarak görev yapıyorum. Ben daha önce Balıkesir Üniversitesinde görev yapıyordum. Orada üç kez rektörlük seçimlerine aday oldum. Birinci oldum, ikinci atandı, ikinci oldum, üçüncü atandı. Böyle mağduriyetlerim oldu. Ama ben vazgeçmedim. Sonra 15 Temmuz yaşandı. Üç tane Fetö’nün üniversitesi kapandı. 2 tane devlet üniversitesi kuruldu. Babamın yönlendirmesiyle başvuruda bulundum. Sonra başvuru yaptım, bir baktım ki 50 tane aday çıktı, olmaz diye düşündüm. Sayın Cumbaşkanımızın önüne dosyalar gidince Balıkesir’deki bayanın hakkı burası diyor ve dosya kapanıyor. Benim ilk serüvenim öyle başlıyor. Mademki yeni bir üniversite kuruldu, ben de atandım burayı aktif hale getirmem lazım dedim. Yer yok, yurt yok, para yok, kimse yok. Tek başıma resmi gazeteyi aldım. Vali beyin yanına gittim, o zaman Erol Vali vardı. Rektör olarak atandım, ne yapacağım dedim. O sırada Katip Çelebi’nin Rektörü de Sayın Valimizi ziyarete gitmiş.

Öyle olunca Valimiz dedi ki hocamıza bir oda ayarlayabilir misiniz? Oradan bana küçük bir oda ayarlandı. Ben büyük bir aşkla 11 yıl mücadele ettim, olmadı ya onun heyecanıyla bir anda böyle Katip Çelebi memurlarından rica ederek yazışmalara başladım ve iki ay içerisinde dört bölüm kurdum. İzleyen yıl 32 bölüm açtım. İzleyen yıl 42 bölüme getirdim. Fiziki imkanlar dolayısıyla sayıyı burada sınırlayıp, kaliteye yöneldim. Tabii benim geçmişte şöyle tecrübelerim vardı. Balıkesir Üniversitesi’nde zaten rektörlüğe de ondan aday olmuştum. Ben orada kurucu müdürlük, yüksekokul müdürlüğü yaptım. Enstitü müdürlüğü, rektör yardımcılığı, dekanlık hepsini yaptım. Yani bütün daireleri tanıdım, her şeyi tanıdım. Ama sonra işte burada büyük bir heyecanla başladık ve kuruluşumuzda on fakültenin hepsini aktif hale getirdim. Yani tıp fakültemize bile kendi öğrencimize kendimiz eğitim verdik. Kendi eğitimimizi kendimiz verdik ve bizzat kendimiz mezun ettik” diye konuştu.  

 Prof. Dr. Bedriye Tunçsiper“Kadromuzun yüzde 70’i kadın”

Eğitimde İngilizce ağırlıklı bir sistem benimsediklerini belirten Prof. Dr. Tunçsiper; “Biz de eğitimin 4’te üçü İngilizce. Bizim şu anda arkadaşlarımız diğer bütün fakültelerde de aynı başarıyı yakalamış durumda. Öyle ki biz ulusal hakemli dergilerde öğretim üyesi başına düşen yayın sayısında da Türkiye'de son 5 yılda ilk üçte yer alıyoruz. İşimiz devamlı çalışmak. Genç, dinamik bir kadromuz var. Akademik teşvikte de yaklaşık olarak üniversitemizin yüzde 60, 70’i akademik teşvik alıyor. Çünkü herkes bir çalışma temposu içerisinde. Tabii bunu yaparken de şunu yapıyoruz. Biz geleneksel olarak her sene mutlaka uluslararası bir kongre yapıyoruz. Her fakülte yapıyor üstelik artık öyle bir noktaya geldik ki bazı fakültelerimizde yabancı katılımcı oranı yerli katılımcıyı geçiyor. O noktaya geldik. Yani kabul edilebilirliğimiz arttı. Şu anda üniversitenin kadrosunun yüzde 70 kadın. Biz 208 üniversite arasında bu yönümüzle de Türkiye'de birinci olduk. Yani bundan da gurur duyarız” ifadelerini kullandı.  

“Çok sayıda nişan almış bir üniversiteyiz”

Tunçsiper, üniversitenin sosyal projelere verdiği önemi vurgulayarak, bu alandaki çalışmalarının gurur verici olduğunu belirtti. Tunçsiper, köklü üniversitelerin bazı alanlarda büyük başarılar elde ettiğini ancak sosyal alanda eksiklikler bulunduğunu ifade ederek, İzmir Demokrasi Üniversitesi olarak bu alanda önemli projelere imza attıklarını dile getirdi. Tunçsiper; “Eski köklü üniversiteler bazı alanlarda zaten çok başarılı bir noktaya gelmiş, biz de sosyal alanda bir eksikliğin olduğunu düşünerek sosyal projelere ve bu alanda çalışmalara önem verdik. Mesela gurur duyuyorum, çok da hoşuma gidiyor. İki gün önce Down Sendromu Farkındalık Günü vardı.

Türkiye'de şu anda dokuz yerde otizm uygulama araştırma merkezi var. Bunlardan birisi de biziz. Hocamız İzmir'de otizm korosunu kurdu ve biz bu öğrencilere belirli periyotlarla konser verdiririz, öğrencilerimiz var. Onlara lisansüstü yaptırıyoruz ve sahipleniyoruz. Tabii aileler de bu heyecanı görünce mutlu oluyor. Öğrencilerimizi de tabii işin içine sokmuş oluyoruz. Biz bu konuda da çok sayıda nişan almış bir üniversiteyiz ve YÖK’ün üç bayrağı var, o bayrakları alan bir üniversiteyiz. Yani yeni bir üniversite olmamıza rağmen sosyal alanda ve eğitimde erişilebilirlik anlamındaki bütün bayrakları da alan bir üniversiteyiz. Hepimiz çalışıyoruz” dedi. 

“İstihdam odaklı bir üniversiteyiz”

Prof. Dr. Tunçsiper; “Devletin kadroları sınırlı. Ben de biraz iktisadi baktım kadrolara yani doldurmadım. Size şunu söyleyebilirim ki bizde on saatten az ders veren hoca yok. O bakımdan öğrenciler de memnun hocalarımız da. Özellikle de genç ve dinamik bir kadro ile çalışıyorum. Onun nedeni de genç ve dinamiklerin yeniliğe çok daha açık olduklarına inanıyorum. Biz istihdam odaklı bir üniversiteyiz. Yani mezun vermek önemli değil. 208 üniversite bir şekilde mezun veriyor ama önemli olan bu öğrencinin işe girmesi. Bunun için çabalıyoruz” dedi.  

“Kimsenin sadece bankamatiği kullanmasına izin vermiyorum”

Prof. Dr. Tunçsiper, üniversitedeki akademik kadro alımları ve kurumsallaşma süreci hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kurucu rektör olarak her akademik atamanın jüri sürecinde yer aldığını belirten Tunçsiper, üniversitenin kurumsal yapısını güçlendirmek için titizlikle çalıştığını ifade etti. Tunçsiper; “Ben kurucu rektör olduğum için samimiyetimle şunu söyleyeyim; üniversiteye alınan her kişinin mutlaka jürisinde bulunuyorum. Neden şimdi kurumsallığı sağlamaya çalışıyorum. Diyorum ki sizin tecrübeniz benim kadar yok. Ben 40 yıllık bir akademisyenim ve kariyerimin hepsi üniversitede geçti. Yani bu anlamda herhalde çok az sayıda rektör vardır. Ben YÖK’ün belirttiği kadar kadro alıyorum, fazla almıyorum. Tabii bizim karnemiz var. YÖK bunu görüyor, bakıyorlar. Kaç öğrencisi var, kaç bölüm açık, kaç hocası var gibi. Yani kimsenin sadece bankamatiği kullanmasına izin vermiyorum” diye konuştu.

Muhabir: Ayşegül Koç