Son Mühür- Berivan Kaya/ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik protestolarda gözaltına alınan ve tutuklanan gençlere işkence uygulanmadığı iddiaları gündeme düştü.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç iddialara ilişkin açıklamasında, "İşkence ve kötü muamele yapıldığına yönelik iddialar gerçek dışıdır, vicdan ve izandan yoksun iftiralardır. Mesnetsiz iddialar, devletimizi, adalet sistemimizi ve infaz kurumlarımızı itibarsızlaştırmayı hedefleyen karanlık bir propagandanın parçasıdır" ifadelerini kullanmıştı.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Adalet Bakanlığı’na, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na ve Cezaevi İzleme Kurulları’na seslendi. CHP'li Tanal açıklamasında, "Bu utancı durdurun! Her bir bireyin sağlık, yaşam ve savunma hakkı vardır. Genç yaşta cezaevine girmiş çocuklar, hukuk devletinin değil, vicdansız bir sistemin kurbanı olamaz!" dedi.
Sistematik eziyet
Tanal açıklamasında, "Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri, bireysel trajedilerin ötesine geçmiş; artık sistematik bir eziyet, ayrımcılık ve işkence tablosuna dönüşmüştür. Metris Cezaevi’nde tutulan birçok yurttaş; tüberküloz, Parkinson, kalp rahatsızlıkları, bipolar bozukluklar, psikolojik travmalar ve ağır sağlık sorunlarıyla mücadele ederken, temel tedavi haklarından dahi yoksun bırakılmaktadır. Hastalara ilaç temin edilmemekte, kötü muamele nedeniyle moralleri çökmekte, görüş ve iletişim hakları sınırlanmakta, hatta eğitim hakkı engellenmektedir. Ceza İnfaz Kanunu’nun 6. maddesi açıkça der ki: “Ceza infaz kurumlarında bulunan herkes, insan onuruna uygun şekilde muamele görme hakkına sahiptir.” Ancak mevcut uygulamalar bu yasanın ve Anayasa’nın 17. maddesinin (“Kimseye işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza uygulanamaz”) alenen ihlalidir" dedi.
Bu utancı durdurun!
Sürecin takipçisi olacaklarını dile getiren CHP'li Tanal, "Üstelik, bu gençler arasında üniversite sınavına hazırlananlar, ailesinin geçimini üstlenenler, hastalara bakanlar ve yalnız başına hayatta kalmaya çalışanlar bulunmaktadır. Barışçıl ve silahsız şekilde ifade özgürlüğünü kullandığı için cezaevinde bulunan bireylerin maruz kaldığı bu zulüm, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. ve 10. maddelerine de aykırıdır. Ceza, özgürlüğün kısıtlanmasıdır; insanlık onurunun yok edilmesi değil. Hiç kimse tedaviden, eğitimden, ailesine ulaşmaktan, avukata erişmekten ve insan gibi muamele görmekten mahrum bırakılamaz! Buradan Adalet Bakanlığı’na, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na ve Cezaevi İzleme Kurulları’na sesleniyoruz: Bu utancı durdurun. Her bir bireyin sağlık, yaşam ve savunma hakkı vardır. Genç yaşta cezaevine girmiş çocuklar, hukuk devletinin değil, vicdansız bir sistemin kurbanı olamaz! Bu sürecin takipçisiyiz. Hak ihlallerine göz yuman her yetkili, Anayasa ve insan hakları önünde sorumludur" ifadelerine yer verdi.