Son Mühür - Türkiye gündemine oturan diploma krizi ve sonrasında yaşanan gözaltı süreçleri ile ilgili konuşan Ali Babacan; "Türkiye'de artık ikili yargı sistemine geçtik. Çift yargı. Çifte standartlı ikili yargı. Mesele eğer iktidar partisi meselesi ise ayrı bir yargı süreci işliyor, mesele muhalefetin meselesi ise yarı bir yargı süreci işliyor. Bir hukuk devletine bu yakışmıyor. Hukuk devletinde yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı esas. Kanunlar karşısında eşitlik esas. Adalet esas." 

"Uygulamalar demokrasiyi anlamsızlaştırıyor"

Salı günü yaşanan diploma iptali ile başlayan süreç ile ilgili görüşlerini de aktaran Babacan şunları söyledi: "Gerçekten, salı günü diploma iptaliyle başlayan, Çarşamba gözaltıyla devam eden ve arkasından da bu sabah üzülerek öğrendiğimiz tutuklama kararı ile devam eden bir süreci gördük. Hatta 3 tutuklama kararının birisinde bir kayyum uygulaması açıkladılar. Bu, Türkiye'de demokrasiyi anlamsızlaştıran, sandığı anlamsızlaştıran, halkın iradesini adeta yok sayan, halkın sadık başına gidip "ben  bunu istiyorum, benim iradem bu yöndedir" demesini sıfırlayan bir uygulama. Biz demokrasi için buna itiraz ediyoruz, hukuk devleti adına itiraz ediyoruz, genel anlamda da ülkemizdeki hak ve özgürlüklerle ilgili itiraz ediyoruz. Bu konudaki ilkesel duruşumuzu, tutumumuzu zaten ilk gün ortaya koyduk. Bugün de aynı duruşumuzu, tutumumuza devam ediyoruz." 

Ali Babacan İzmirDiploma krizi çıkar çıkmaz Ekrem İmamoğlu'nu aradığını dile getiren Deva lideri şunları ekledi: "Bu hafta ilk diploma meselesi ortaya çıkınca yani salı günü akşam saatlerinde İstanbul Üniversitesi diploma iptaline karar verince ben  hemen bir açıklama yaptım ve o akşam yani salı akşamı Ekrem bey beni aradı, teşekkürlerini iletti. Fakat o sabah saat 6'da da evden aldılar. Malum bu davalar sebebiyle. Daha sonra eşini aradım geçmiş olsun diye. Eşim Zeynep yine Dilek hanım'ı aradı geçmiş olsun dileklerini iletti. Ben Özgür bey'i aradım. Yapabileceğimiz bir şey varsa ize söyleyin, iletin diye. Son üç gündür de Saraçhane meydanı ve Büyükşehir Belediyesinin olduğu mekan bir bakıma sembolik önem kazandı. Bu sebeple bir geçmiş olsun  ziyaretini dün Büyükşehir Belediyesi binasında sayın Özgür Özel'e gerçekleştirdim, ondan sonra da bir basın toplantısı ile görüşlerimizi tekrar ortaya koyduk. 

"Gençlerin umutları yıkıldı"

"Tabi bu konu gerçekten demokrasimiz için çok üzücü ama özellikle de gençlerimizin umudunu yıkan bir gelişme olduğu için kat kat üzücü. Çünkü şu son 3-4 gündür Türkiye'deki iklim şu, artık demokrasi yoluyla, sandık yoluyla var olan bu iktidar değişmeyecek." diye konuşan Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gençlerin bu kadar meydanlarda olması, caddelerde olması, illa "siyasi görüşüm şudur, siyasi görüşüm budur" dedikleri için meydanlarda değiller. Aynı zamanda demokrasi için meydandalar. Hukuk için meydandalar ve belki de gün gelir, bu iktidar değişir, ülkede bazı işler düzelir hangi iktidarın geldiği bağımsız, şu gelmiş bu gelmiş o aslında bir değişim ihtimali olunca insanları götürüyordu. Bu gelişmeler o umudu yok etti. Finansal piyasaların bu kadar sert tepki vermelerinin sebebi de o. Türkiye'de herhalde bir rejim değişikliği var. Öyle okuyor piyasalar."

"Bu koltuklar, bu makamlar ilelebet kimseye kalmayacak"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamasını da hatırlatan Babacan şöyle konuştu: "Zaten sayın Erdoğan'ın geçtiğimiz haftalarda bir ifadesi vardı. Ne demişti? Bu koltuklar hiç kimseye ilelebet baki kalmayacak. Bu makamlar ilelebet hiç kimsede olmayacak. Emri hak bir gün vaki olacak. Bu ne demek? Sağlık ve ömrün yettiğince ben bu koltukta oturacağım demek. İçinden geçer eğer buysa, biz demokrasi adına korkalım. Demokrasilerde sandık esas ve iktidarın halkın oyuyla değişmesi esas. Eğer bu kapı kapanıyorsa o zaman Türkiye'de başka bir rejim başlıyor demektir. Bunu da hiç birimizin kabul etmesi mümkün değil. "

Ali Babacan İzmir 1Mehmet Şimşek'in ekonomi politikalarını nasıl bulduğunun sorulması üzerine de konuşlan Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan şunları söyledi: "Öncelikle bu finansal piyasalarla alakalı en büyük etki belki de faiz üzerinden oldu çünkü Türkiye'nin borçlanma faizlerinde çok ciddi sıçramalar var. Tahvil ve bono piyasasından baktığınız zaman salı akşamki göstergelerle cuma kapanış göstergelerine baktığınızda  2 puan 3 puan 4 puanlık bir faizlerde artış var. Yani hazinenin faiz yükü arttı. Artı kur yükseldiği için hazinenin döviz cinsinden ne kadar borcu varsa, döviz cinsinden borcu da o kadar yukarı doğru sıçramış oldu. Artı hisse denedi piyasası yani şirketlerimizin değerinde çok büyük gerileme oldu. Sanırım yüzde 10'u aştı. Türkiye'nin en önemli şirketlerinin bütün dünyada değer kaybına neden oldu. Sadece demokrasi değersizleşmedi, sadece adalet değersizleşmedi. Bütün şirketlerimiz değersizleşti. Hazine bonoları değersizleşti." 

"Yılmaz ve Şimşek'in hiç bir etkileri yok"

Mehmet Şimşek ve Cevdet Yılmaz'ın iki yakın mesai arkadaşı olduğunu  ileten Babacan, şu an onların hiç bir etkilerinin olmadığını da söyledi: "Benim iki yakın çalışma arkadaşım Cevdet Yılmaz ve Mehmet Şimşek 2023 seçimlerinden sonra baktı sayın Erdoğan yapmıyor, olmuyor. Nas var dediyse de olmuyor. Benim alanım ekonomi, ekonomistim demekle de olmuyor. Çözemeyince benim en yakın çalışma arkadaşlarımla ki 8-10 kişilik bir ekibimiz var bizim ki bunların ikisini de aldı birini Cumhurbaşkanı yardımcısı yaptı, birini maliye ve hazine bakanı yaptı. Fakat arkadaşlarımızın alanı çok çok sınırlı. Ekonomik program bir bütündür. Hani bazen acı  reçete derler ya, şimdi acı reçetede olumsuz şeyler var fakat en acılılarını bu arkadaşlara yaptırdı dikkat ederseniz. Vergi artışı, faiz artışı kendisi hiç konuşmuyor bu konularda. Sanki vergiyi artıran başkası. Faizi artıran başkası gibi. Hiç o topa girmiyor. Dolayısıyla burada birileri suçlanacaksa, bu faiz niye artıyor, bu vergiler niye artıyor diye işte bahane hazır, elemanlar da orada duruyor. Arkadaşlarımızın iyi niyetli olduğunu ben biliyorum çok uzun sene beraber çalıştığımız için fakat iyi niyet yetmiyor ki. Siyasi güç gerekiyor. İkna edebilmek gerekiyor."

Ali Babacan İzmir 2Tüsiad ile ilgili yaşanan  gelişmelere de değinen  Babacan sözlerine şöyle devam etti: "Mesela Tüsiad'la ilgili bir uygulama oldu. Tüsiad başkanı iş dünyasından bazı gerçekleri söyledi. Vay efendim senin işin mi, sen git işine bak. Genel siyasi ortamda, özgürlüklerde problem varsa iş dünyasını etkiliyor. Onlarda bizim büyük bir sorunumuz var. Azıcık sesleri çıktığı için her ikisini de polis eşliğinde götürdüler, ifadelerini aldılar. Bütün iş dünyasına göz dağı verdiler. Peki bu uygulamalara karşı sayın Yılmaz'ın ve sayın Şimşek'in "yapmayın etmeyin" deme gücü var mı? Yok. Onun için olmuyor. Sadece ekonomide vergi artışı ve faiz artışı yapalım, enflasyon düşsün her şey güzelleşsin. Mümkün değil, olmaz. Ben defalarca söylüyorum sadece politikayla bu iş düzelmez. Hukuk olmayınca ekonomi olmaz, adalet olmayınca ekonomi olmaz diye defalarca söylüyorum ve işte bu tespitimi gördük sonucunu. 

"Siyasi partilerle iş birliğimiz şu an yok"

Mecliste oluşturdukları Yeni Yol grubundan da bahseden Babacan şunları kaydetti: "Bizim diğer siyasi partilerle ilişkilerimiz, şu anda bizim yegane iş birliği modelimiz mecliste kurmuş olduğumuz Yeni Yol grubu. Bu üç partinin milletvekillerinin tek bir grup çatısı altında çalışmasıyla beraber grubu olan bir siyasi parti imkanlarından istifade etmek. Amaç bu. Yani kürsü imkanını kullanmaktır, grup toplantılarını yapabilmektir, grup toplantılarında mesajlarımızı biraz daha etkin ulaştırabilmektir. Bu üç partini yegane ortak paydası bir grup. Bu bir ittifak değil. İlerde olabilir mi? Olabilir. Daha yeni iş birliği modelleri olabilir mi? Olabilir. Ama bugünden böyle bir şey söylemiyoruz. Onun dışında başka herhangi bir siyasi partiyle iş birliğimiz söz konusu değil. Zaten şu anda baktığımızda ana muhalefet partisi başta olmak üzere diğer siyasi partilerin böyle bir iş birliği de yok. Zor bir durum. Bu zor durumda destek ve dayanışma ihtiyaçları var ve bizde o siyasi desteği olabildiğince güçlü bir şekilde veriyoruz. Ama bu bir işbirliği yapalım anlamına gelmiyor. 

"Deva Partisi Cumhurbaşkanı adayıyım"

Olası bir erken seçim veya zamanında yapılacak seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı sorusunu da yanıtlayan Babacan net konuştu: "Şu andaki sistemde yani Cumhurbaşkanlığı sisteminde partilerin genel başkanları doğal Cumhurbaşkanı adayı. Eğer genel başkanlar şu veya bu sebeple o haktan, o doğal durumdan kendileri feragat ediyorlarsa, o zaman başka modeller konuşulur. Mesela sayın Bahçeli dedi ki, ben aday olmayacağım seçimimi Erdoğan'dan yana kullanacağım. Tamam  haklıdır ama bir partinin genel başkanının feragatta bulunması lazım. Bizde öyle bir feragat yok. Yani biz doğal olan bir süreci işletiyoruz ve doğal olarak ben de Deva Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayıyım." 

Kaynak: Haber Merkezi