Son Mühür/ Ayşegül Koç- Ziraat Mühendisi İshak Gündüz, Son Mühür TV’de yayınlanan Sıcak Bakış programında Ayşegül Koç’un sorularını yanıtladı.
CHP’nin yerel seçimlerde birinci parti olmasının iktidarda bir travma yarattığını öne süren Gündüz, kayyum atamaları ve Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası yaşananları değerlendirdi.
“Adaletsizlik ve hukuksuzluk algısıyla toplum sokağa döküldü”
“Yerel seçimlerde CHP’nin uzun bir zamanın ardından birinci parti olması yerel güç noktasında iktidarda bir travma oluşturdu” diyen Gündüz; “İlk önce Güneydoğu'daki HDP’li belediyeler üzerine kayyumlar atanmaya başladı ve daha sonra da İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olacağım diye ortaya koyduğu bir manifesto ile birlikte tabii Özgür Özel de ona çok ciddi bir destek verdi.
Diğer aday Mansur Bey'in adaylığı CHP Genel Merkezi’nde ve CHP tarafları noktasında çok ciddi manada karşılık bulmuyor.
Dolayısıyla İmamoğlu bu süreci ön seçime götürerek bir an önce bu iş bitsin ve adaylığım açıklansın noktasında bir plan program dahilinde siyasetini yürütürken bir anda diploma meselesi gündeme geldi.
Belki dünyada olabilecek en trajikomik olaylarındandır bu diploma meselesi. Yani ben müracaat etmişim, idare bunu kabul etmiş. Suçlu benim. Hep müracaat edeni suçlu buluyorlar.
Oradaki idare heyette bunu kabul eden ve çalışan kişinin sorumluluğu yok değil de sanki başvuran bir yanlış yapmış, bir üçkağıtçılık yapmış gibi topluma lanse edilmeye çalışıyor.
Bu yaşananların çok ciddi bir hukuksuzluk ve adaletsizlik olduğu algısıyla toplum kendini dışarı attı. Bu anlayış düzelmeyene kadar da devam edecektir” dedi.
“Ülkeyi yönetenlerin bu tavrına şaşırıyorum”
Boykot çağrısına yönelik açılan soruşturmaya ilişkin de konuşan Gündüz; “2008 yılında Tayyip Bey de kendileri için propaganda yapmayan medyayı almayın, evinize sokmayın, demokratik hakkımızı kullanacağız dediğinde karşı tarafa hak olan niye bu tarafa hak olmasın?
Bunlar da üretimden gelen veya kendi kişisel hakkından gelen demokratik hakkını kullanacaklardır. Ticaret Bakanı, boykot çağrıları nedeniyle ticaretinde maddi kaybı olanın tazminat davası açma hakkı olduğunu belirtti. Gerçekten ülkeyi yönetenlerin bu tavırlarına şaşırıyorum” diye konuştu.
“İzmir’e gerekli hassasiyet gösterilmiyor”
Yerel seçimlerin ardından geçen bir yıllık süreci değerlendiren Gündüz; “İzmir seçmeni bir önceki seçimde İYİ Parti, CHP ittifakında yüzde 58 küsur oy veriyor. İttifak bu seçimde ayrıldı. Ayrı girmesine rağmen yüzde 3 oy aldı. CHP yüzde 47 küsur oy aldı.
Yani İYİ Parti’nin yüzde 7 oyu CHP'ye gitmiş olmasına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyu yüzde on civarında düşmüş bir önceki seçime göre ama Ak Parti birçok yerde çok ciddi manada oy kaybetmesine rağmen CHP'nin kalesi İzmir’de bir puan oy kaybetmiş.
Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin biz İzmir'i nasıl olsa kazanırız algısıyla dostane bir uyarı yapıyorum. İzmir'e gerekli hassasiyeti göstermedikleri kanaatindeyim. Cemil Bey'in belediyede İzmir Belediyesi’ni aldıktan sonra bir finansman disiplini üzerinde çalıştığını ve bunu kontrol altına almak için çok ciddi gayret sarf ettiğini biliyorum.
Görüyorum, takip ediyorum ama buna rağmen belediyeye alınan haddinden fazla işçi ve bunun getirdiği SSK borçları, ödenmeyen borçlar ve bunların hepsi mevcut büyükşehir belediye başkanının sırtına bir kambur olarak yüklendi.
Dolayısıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bence en büyük handikaplarından birisidir bu sendika ile beraber olması. Bir önceki dönemde de takip ettiğimize göre her CHP'nin kongresinde işe alımlar yapıldı.
Bu seçimden önce de büyükşehirle birlikte yine aldılar ve çok ciddi bir şişkinlik oldu. Şimdi mesela Tunç Bey'in çok özen ve önem verdiği Bayındır süt fabrikası kapalı işçiler izne çıkarılmış ve çiftçilerden zamanla alınan sütlerin parası ödenmediği için onlarda icra işlemi başlatmışlar böyle bir kronik yapı.
Yani bunu planlayıp zamanında düzgün bir işlem yapılsaydı bugün İzmir daha mutlu ve ilçeler daha mutlu olabilirdi.
Ve CHP'nin de İzmir'e yapacağı hizmetle oluşturacağı marka şehir ile birlikte bugün Türkiye'de yüzde 60 oy almaması mümkün değil” diye konuştu.
“Mevcut politikalarla devam ederse bu yaz zor geçecek”
“Bugün Türkiye'nin en büyük stratejik sıkıntısı kırsaldaki köylü nüfusun şehirlere çok ciddi manada gitmesi, köylerin boşalması neticesinde şehirlerdeki varoşlarda da çok ciddi sosyolojik sıkıntıların ortaya çıkmasıdır” diyen Gündüz; “Bugün İzmir'de belki gıda ile birlikte en büyük problemden birisi de bu varoşlarda yaşayan insanlarımızın çocuklarının uyuşturucu ile ilgili ciddi problemleri olması.
Bu konuda önlem alınması gerekiyor. Onun için bizim çiftçiyi yerinde mutlu edecek bir şekilde politika üretmemiz gerekiyor.
Tarım Bakanlığı’nın dışarıdan ithal yerine içeriden üretip piyasaya sürmesi gerektiği bir politika anlayışı yapması gerekir.
Şimdi bizim tarım kredi kooperatifleriyle birlikte İzmir'de de Tunç Soyer’in kooperatifçilikle ilgili bir algısı vardı ama orada yanlış bir şey üzerinden bu işi yaptılar.
Sadece ata tohumu üzerine götürdüler ve o bütün çalışmaları perdeledi. Normalde buğdayda GDO olmaz. Mısır ve soya fasulyesinde olur. Bizim bu ata tohumu dediğimiz buğday çeşitleri çok verim vermez.
Mevcut tohumlarında yerel tohumlar kadar güzel kalitesi var. Eğer biz zaten bu şekilde gidersek Türkiye’yi aç bırakırız.
Bu politikalarla gidersek bu yazı zor geçireceğiz gibi görünüyor. Hem tüketici hem de üretici açısından. Bazı bölgelerde çok ciddi kuraklık var. Bu da üretime ciddi darbe vuracaktır” diye konuştu.